Venedik Tatili

05.03.10 / Grup Sex / Author: / Comments: (0)
Tags: ,

Orospu Göknil Hanım ile kocası Demir güzel bir sabah sikişmesinden sonra yataklarındaki saten çarşafın üzerinde çırılçıplak yatıyorlardı. Demir karısını tatmin etmenin verdiği zevkle güzel karısını kuvvetli kollarının arasına almış sarılırken, ipeksi saçlarını okşuyordu.

Kocasının kendisini uzun zamandır ihmal etmesine kızmasına kızıyordu ama çok yakışıklı kocasını seviyordu. Ona her zaman güzel giyisiler alan, mücevherlere boğan, kölesi lulu ve diğer erkeklerle kaçamaklarına göz yuman, toplum içinde saygın bir yeri olan bu erkeğin büyük yarağıda cabasıydı. Tek kusuru iş seyahatlarından dolayı ihmali ve orospu ruhlu karısını başka erkeklerle paylaşmaktan hoşlanmamasıydı.

“Kocacığım, ne zamandır birlikte tatile çıkmadık, seninle yanlız kalmayı ve seyahat etmeyi çok özledim.”

“Haklısın karıcığım, ne zamandır işlerimin yoğunluğundan seni ihmal ettim. Affetmen için bir Venedik seyahati ayarlamıştım bile. Hazırlıklarını tamamla, hafta sonu yola çıkıyoruz.”

“Seni affederim ama bir şartla; seyahat boyunca tüm isteklerimi yerine getireceksin, tamam mı?”

Karısının isteklerinin alışveriş, mücevher gibi maddi şeyler olabileceğini düşünen Demir pek te düşünmeden : “Peki tatlım sen nasıl istersen” dedi.

Orospu Göknil Hanım, “Dur bakalım sana neler yapacağım? bilsen bu kadar kolay evet der miydin ?” diye geçirdi içinden.

“Hayatım, unutma ne istersem yapacaksın değil mi?”

“Evet dedim ya güzelim.” diyerek Demir yataktan kalktı ve hazırlanarak işe gitti.

Gün boyunca Orospu Göknil Hanım bavul hazırladı. İlk önce kendinin ve Demirin elbiselerini büyük Luis Vitton’a koydu. Arkasından orta boy Luis Vitton’u alıp açtı ve yatağın üzerine yerleştirdi. Bu bavula da en seksi, en kaltakça kıyafetlerini, dildosunu ve azdırıcı kokularla kremlerini koydu. İkinci bavulu hazırlarken kafasında Demir’le Venedik’te yapacaklarını planlamaya başlamıştı bile.

Haftasonu gelince, sabah erkenden gelen şoför Orospu Göknil Hanım’la Demir’i havaalanına götürdü. TK 1862 sefer sayılı uçağa binip Roma’ya doğru yola çıktılar. Roma’dan Venediğe kiralık araba ile gideceklerdi. Demir rezervasyonu son günlerde yaptırdığı için ancak uçağın en arka ikili sırasında yer bulabildiler. Orospu Göknil Hanım pencere kenarına, Demir koridor tarafına oturdu.

Uçak kalkıp, hosteslerin servisi bitene doğru, Orospu Göknil Hanım bir battaniye istedi. Planlarından ilkini uygulamaya başalyacaktı birazdan. Koridorun karşı tarafında oturan yaşlı çift perdelerini kapamış uyumaya başlamışlardı. Biraz sonra ön koltuktakilerde perdelerini kapayınca, Orospu Göknil Hanım da perdesini kapattı. Ortalık loşlaşmış ve sessizleşmişti. Sadece arkadan hafifçe hosteslerin sohbet sesleri geliyordu.

Orospu Göknil Hanım battaniyeyi kocasının ve kendi bacakalarının üzerine serdi. Arkasından elini battaniyenin altından kaydırarak Demir’in sikini okşamaya başladı. Battaniye ne yaptığını gizliyordu. Demir karısının elini ince yazlık pantolonunun kumaşı üzerinden sikinde hisseder hissetmez poposundaki kaslar birbirine çarparak gerildi ve hafifçe yukarı doğru sıçradı. Bu sırada sanki vücudundaki bütün kan sikine toplanmış gibi dimdik oldu aleti. Ağzından bir ses çıkmamaması için dudaklarını ısırıyordu. Başını sağa çevirip karısının yüzüne baktığında, güzel ve dolgun dudaklarının ucunda belli belirsiz seksi bir gülümseme ile önündeki kitabı okuyormuş gibi yaptığını gördü. Hemen karısının elini tutup sikinin üzerinden çekmek istedi ama belliki karısının eli orda kaza eseri dolaşmıyordu. Orospu Göknil Hanım kocasının elini yana doğru itip işine devam etti.

Bu oynaşma Demir’in de hoşuna gitmişti. “Bırakayım Göknil ne yapacak bakalım?” diye geçirdi içinden. Kocasının rahatladığını farkeden Orospu Göknil Hanım hemen kocasının kalkmış sikini bırakıp torbalarını avuçlamaya başladı. Torbaları avucunun ortası ile avuçlarken, uzun ve manikürlü tırnaklarını dibine doğru hafif hafif batırıyordu.

Kocasının bu işe ses çıkartmayacağını anlayan Orospu Göknil Hanım hemen kemerini usta parmakları ile çözdü, pantolunun fermuarını indirdi. Parmak uçları Demir’in slipinin kenarına kayıverdi ve sikinin başını dışarıya çıkarttı. Bu sırada kocası gözlerini kapatmış, hafif öne kaymış şekilde bacaklarını araladı ve kendini karısının yapacaklarına teslim etti. Onun bu zevk almış durumunu gören kaltak karısı başını hemen battaniyenin altına soktu ve Demir’in dimdik olmuş kalın sikinin başını ağzına aldı. Dişlerini kafa kısmının altına yerleştirip, hafifçe ısırmaya başladı. Ayni zamanda ağzının içindeki tüm tükürüğü dili ile yarrağın kafasının etrafında dolaştırıp duruyordu. Kocasına verdiği zevkten Orospu Göknil Hanım’ın tükürük bezleri aşırı ifrazat göstermeye başlamıştı. Demir’in yarrağının kafası ile tükürükler ağzını boğazını doldurmuştu. Sadece burnundan nefes alabiliyordu. Daha fazla dayanamayıp ağzındaki tükürükleri yutup dudaklarını aralayarak bir nefes aldı.

Kocasının sikinin böyle tıkaç gibi görev görmesi çok hoşuna gitmişti. Diğer elini kendi sıcacık, şimdiden ıslanmış amına götürdü. Amını avuçlaması ile birlikte göğüs uçları taş gibi oldu. Elini hemen göğsüne götürüp alttan yukarıya doğru avuçlarken uçlarını mıncıklamaya başladı. “Ne orospu bir karıyım? hem kocama zevk veriyorum hemde ben sırılsıklam oldum.” diye geçirdi içinden. “Ama iyi bir orospunun görevi müşterisini tatmin etmektir” diyerek, kendi ile oynaşmayı bırakıp iki eliyle ve ağzıyla Demir’in siki üzerinde çalışmaya devam etti. Bir eliyle o büyük yarrağın kafasını yukarı kaldırırken diğer eliyle torbalarıyla oynamaya başladı. Bu sırada ağzıda boş durmuyordu. Islak ve yumuşak dilinin ucuyla kocasının sikinin altındaki damarı aşağıya yukarıya yalamaya başladı.

Demir’in kalbi hızla atmaya başlamıştı. Ayni ritmi sikinin altındaki damarlarda hisseden Orospu Göknil Hanım kocasının sikini yalamayı bırakıp, kafasını tekrar ağzına aldı. Kocasının gelmek üzere olduğunu anlamıştı. Pantolonunun ya da battaniyenin dölle ıslanmasını istemezdi. Bu sefer kocasının sikini ağzının dibine kadar soktu. Fışkıran döllerin gırtlağına çarpmasının şiddetini hissetmek istiyordu. Çok geçmeden kocasının dölleri gittikçe şiddetlenen bir şekilde gırtlağına çarpmaya başaldı. Hemen yutkunarak o zevk sıvılarını emmeye, ağzının için doldurmaya başladı. “Hiç bir damlasını kaçırmamalıyım” diyerek emmeye devam etti. Kocasının siki yumuşamaya başlayana kadar emdi, emdi, emdi …..

Artık müşterisini tatmin etmiş olmanın gururunu yaşayan bir orospunun sevincini hissederek battaniyenin altından kalktı. Demir’in zevkten kaymış gözleri ona daha da çekici geldi. Demir ise orospu Göknil Hanım’a doğru eğilerek yanağına bir öpücük kondurdu, arkasından kulak memesini hafifçe ısırıken;

“Karıcığım muhteşemdin, ben hiç bu kadar zevk alarak boşalmamıştım hayatımda. Bu tatilimiz çok güzel geçecek galiba. Daha yolun başında böyle başlarsak . . . .”

“Ben de hiç bu kadar bol dölü ağzıma almamıştım, kocacığım. Seni tatmin etmek, bana çok büyük bir zevk veriyor yakışıklı erkeğim. Ayrıca bunu böyle yakalanma riski olan şartlarda yapmak heyecanımı daha da arttırdı.”

Birazdan hostesler arkadan tekrar koridora çıkıp iniş hazırlıklarına başladılar. Tam zamanında işini bitirmişti Orospu Göknil Hanım. Roma havaalanına indikten sonra gümrükten geçip kiraladıkları Audi A6’ya bindiler Venedik’e doğru yola çıktılar. Önlerinde 2-3 saatlik bir yol vardı.

Demir arabanın radyosunda güzel, hafif bir müzik bulmuştu. Sağ şeritten 90 km hızla gitmeye başladı. Bu arada Orospu Göknil Hanım A6’nın siyah deri koltuğunda oturmuş, kısacık eteklerinden açıkta bacaklarına değen derinin verdiği serin bir hazdan dolayı azmaya başlamıştı. Elini eteğinin üzerinden amına sürtmeye başladı. Amı ateşler içinde kalmaya başlamıştı. Klimanın yönlendiricisini amına doğru yöneltip eteğini yukarı kaldırdı. Serin hava ateşini azaltır diye düşünmüştü. Ama tam tersi oldu. Şeftali tüyü gibi yumuşacık am kılları serin rüzgarla oynaşmaya başladıkça aldığı hazdan dolayı “aaahhhhhh aman ne güzel bir hismiş bu? , ooooffffff, hhhhıııımmm” diye sesler çıkartmaya başladı. karısının bu durumunu gören Demir, “bu sefer zevk verme sırası bende” diye düşünerek çantasından bir Cohiba puro çıkartıp yaktı. Puronun kokusu Orospu Göknil Hanım’ın çok hoşuna gidiyordu. Kocasının ne kadar sert bir erkek olduğunu hatırlatıyordu ona. Ama gene de içinden kızdı kocasına. “Benim amım burada ateş gibi, bak kocama puro yaktı keyfine bakıyor.” Demir purosundan bir iki nefes aldıktan sonra alüminyum kutusunun ucunu Orospu Göknil Hanım’ın alev gibi yanan kutusuna sürtmeye başladı. Kutunun serinliğini hisseden Orospu Göknil Hanım hemen parmakları ile amının dudaklarını araladı ve bir eliyle kocasının bileğini tutarak puro kutusunu içine doğru sokmaya başladı. Azar azar, yavaşça dibine kadar aldığı kutu amının sıcaklığından hemen ısınıvermişti. Kutunun yuvarlak ucunu amının dibinde hissedince ileri geri sokup çıkartmaya başladı. Am sularından ıslanan puro kutusu girip çıktıkça zevkten çıldırıyordu.

Bu sırada Demir, kendisini sollayan bir kamyonun bir süredir sol şeritten ayni hızla gittiğini farketti. Başını kaldırınca kamyoncunun ve muavininin pis pis sırıtarak karısına yaptıklarını seyrettiklerini gördü.

“Vay şerefsizlere bak !!! bizi seyrediyorlar” diye bağırdı.

“Canım haklısın ama bizde alenen ortalıkta yaparsak dikizlemiyecekte ne yapacak adamcağızlar? Hem senin gibi yakışıklı ve güçlü bir erkeğin ne güzel ve seksi karısı olduğunu görsünde çatlasın millet.”

“Doğru söylüyorsun karıcığım, senin gibi bir hazineye sahip olduğum için gurur duyuyorum. Biz devam edelim işimize.”

Kocasından bu güzel sözleri duyan Orospu Göknil Hanım daha da şehvetli bir şekilde puro kutusunu amına sokup çıkartmaya devam etti. Demir ise sağ eli ile karısının göğüslerini mıncıklamaya, sertleşen uçlarını bluzunun üzerinden ezmeye başladı. Artık daha fazla dayanamayan Orospu Göknil Hanım kasılarak gelmeye başladı. Bacaklarını birbirine yapıştırarak vajinasının kasları ile puro kutusunu sıkıştırmaya başladı. Kocasının kalın yarağına alışmış bir kaltak için ince gelmişti puro kutusu. Daha iyi hissetmek için son gücüyle sıktı. Tam orgazm olduğu sırada alüminyum kutu daha fazla dayanamayıp ezilmişti. Amının içinde katır kutur ezilme sesi gelince durumu anlayan Oroaspu Göknil Hanım hemen kutuyu amından çıkardı ve kahkahalarla gülmeye başladı. Demir de durumu kavramış gülmeye başlamıştı.

Demir, “İyiki benim sikim yokmuş içeride, yoksa ne olurdu halim?” dedi karısına.

Orospu Göknil Hanım, puro kutusunu ağzına alıp kendi sularını yalamaya başlamadan önce; “Aman kocacığım, senin o kalın uzun yarağını bu hale getirecek orospu daha dünyaya gelmedi” dedi. Puro kutusunu yalayıp temizledikten sonra arabanın sun-roof’unu açtı ve beline kadar dışarı çıktı. Sola doğru uzanarak yandaki kamyonun muavinin şaşkın bakışlarına aldırmadan camı açmasını işaret etti. Muavin camı açınca elindeki ezilmiş puro kutusunu son bir defa yalayarak muavine uzattı. muavin de camadan sarkarak bu değerli hediyeyi aldı. Orospu Göknil Hanım arabanın içine girip sun-roof’u kapattı. Kamyonda sollamasını tamamlayıp yoluna devam etti.

Yolculuklarının ondan sonrası olaysız geçti. Venedik’e gelince San Marco meydanından Büyük Kanal’a dönen deniz kıyısındaki Ritz oteline yerleştiler. Artık günün sonuna yaklaşmışlardı. Odaya yerleştikten sonra güneş batımını seyrederek otelin lüks lokantasında romantik bir akşam yemeği yediler, İtalyan şarabı içtiler. Yol yorgunluğundan dolayı erkenden odalarına çıktılar. Tabi ateşle barut bir arada durmaz misali yatağa girdiklerinde karı koca tekrar birbirlerini azdırıp sikişmeye başladılar. Gece saat 02:00’yi bulunca Demir, “yeter artık karıcığım, yarın şehri gezecek halim kalmayacak, uyuyalım artık” dedi. Orospu Göknil Hanım hala yarrağa doymamıştı ama kocasına “peki hayatım, sen nasıl istersen” dedi. İçinden, “dinlen bakalım senin için planladıklarımı yaşarken kuvvetli olman gerekir” diye geçiriyordu.

Ertesi sabah 10:00 da kalktılar, bu sefer deniz manzaralı odalarına kahvaltı getirttiler. Hazırlanıp çıktıktan sonra bütün gün eski Venedik’in içinde dolaştılar. Demir karısına butiklerden elbiseler, kuyumculardan mücevherler aldı. Bu hediyeler Orospu Göknil Hanım’ın çok hoşuna gitmişti. Venedik sokaklarında elleri kolları dolu paketlerle dolaşırken akşam olduğunu fark etmemişlerdi. Fark ettiklerinde otelden uzak olduklarını anladılar. “Tekrar otele yürümektense gondolla gidelim” dedi Demir karısına. “tabi şekerim, nasıl istersen” dedi Orospu Göknil Hanım ve geçen ilk gondolu çevirdiler.

Orospu Göknil Hanım gondolcu ile karşı karşıya gelecek şekilde oturdu. Demir ise ikisinin arasında sırtı gondolcya dönüktü. Paketleri teknenin içine bıraktıktan sonra Demir aksansız İngilizcesiyle gondolcuya gidecekleri oteli söyledi. Gondolcu tekneyi açarak kürek çekmeye başladı. Venedik’in o tarihi ve romantik kanallarında otele doğru giderken Orospu Göknil Hanım’ın gözü gondolcuya takıldı. Uzun saçları, kesin yüz hatları ve iri siyah gözleri ile çok yakışıklı bir erkekti. Gondol çekmekten gelişmiş kuvvetli pazuları üzerindeki siyah beyaz çizgili ince dar gömleğin kollarından dışarı taşıyordu. Her küreğe yüklenişinde üçgen vücudunun kasları gerilirken ayni zamanda gene dar siyah pantolonunun içindeki bacak kaslarıda inip kalkıyordu. Sikinin ise vücuduna oranlı olarak büyük olduğunu tahmin etti Orospu Göknil Hanım. “Ah bu yakışıklı erkek kocam seyrederken beni sikse” diye içinden geçirdi. Kocasına emrivaki yapmak en kolayı olacaktı.

Orospu Göknil Hanım üzerindeki açık pembe, bel ortasında siyah tek gülle süslenmiş, amını götünü zar zor örten kısacık mini eteğinin altından sütun gibi, ince uzun, yeni ağda olmuş, pürüzsüz bacaklarını araladı. Bakımlı, uzun seksi parmaklı ellerinin avuç içleriyle apış arasından diz kapakları hizasından başlayarak amına kadar ileri geri okşamaya başladı. Elleri yukarı geldiğinde amının dış dudaklarını iki elinin işaret ve baş parmakları arasında hafifçe sıkıp bırakıyordu. Ayni zamanda yumuşak, ıslak dilini ağzından çıkarmış, ucuyla kırmızı rujlu dudaklarının dış çizgilerini yalayarak daireler çiziyordu. Bacaklarını aralamış, omuzlarını ileriye doğru vermiş, ince askılı siyah sütyen şeklindeki büstüyerinden dolgun göğüsleri dışarı doğru fırlatmıştı. Ayağındaki siyah ince topuklu, şeritli açık ayakkabılarda orospulara layık kıyafetini tamamlıyordu.

Yaptığı bu kaltakça hareketler gondolcu tarafından hemen farkedilmişti. Bir birlerine kaş göz işaretleri yaptılar. Bu sırada Demir etrafındaki güzel binaların fotoğrafını çekmek için başını yana çevirmişti. Olan biteni farketmedi. Tekrar karısına doğru dönerken

Orospu Göknil Hanım hemen toparlandı. Ama yakışıklı gondolcuya sinyali vermişti bile kaltak.

“Ne güzel bir şehir değil mi? Hem de seninle birlikte bu romantik şehir de olmak …”

“Evet kocacığım, beni bu güzel tatile getirmene ve aldığın güzel hediyelere.”

Bu konuşmayı duyan gondolcu oldukça düzgün bir aksanla;

“Sizler Türk müsünüz? Benim adım Silviyo.” dedi.

İkiside şaşırdılar gondolcu Türkçe konuşunca.

Demir, “evet Türk’üz. Sen nereden Türkçe biliyorsun?”

“Ben Manisa’daki Merloni fabrikasında sekiz yıl çalıştım. Emekli olunca burada gondolculuğa başladım.”

Otele kadar gondolcu ile sohbet ederek gittiler. Karaya yanaşınca Silviyo gondolu karaya bağladı. O da karaya çıkıp;

“Eşyalarınızı taşımaya yardım edeyim” dedi.

“Zahmet olmasın, biz taşırız.”

“Olmaz, mutlaka taşıyacağım odanıza kadar. Ülkenizde gördüğüm misafirperverliğin karşılığını vermek isterim.”

“Kocacığım bırak yardım etsin Silviyo, ikimizde çok yorgunuz.”

Üçü birden ellerinde alışveriş torbaları otelden içeri girdiler. Resepsiyondan anahtarı alıp. Asansöre bindiler. otel binası eski olduğu için asansör de küçüktü. Önden Demir, arkadan Orospu Göknil Hanım en sonrada Silviyo girdi asansöre. Daracık asansörde Orospu Göknil Hanım önünde Demir, arkasında gondolcu Silviyo ile sandöviç olmuştu. Yukarı çıkıncaya kadar kocasının kendisini görmemesinden faydalanan kaltak, sağ elini arkaya götürerek Silviyo’nun sikini avuçladı. Zaten gondolda yaptıklarından ve asansör içindeki dişice kokusundan dolayı Silviyo’nun siki taş gibi olmuştu. Artık geri dönüş yoktu. Ne yapıp yapacak bu güzel İtalyan sikini amının derinliklerine sokturacaktı.

Asansörden inip ayni sıra ile odaya yürüdüler. Silviyo Orospu Göknil Hanım’ı önünde yürürken gözleri ile soyup sikiyordu. Odadan içeri girdiler. Silviyo paketleri yere bıraktıktan sonra Orospu Göknil Hanım;

“Size zahmet oldu, bizimle birlikte bir yorgunluk kahvesi içer miydiniz?”

Demir bu davete bozulmuştu. Odanın iç tarafına doğru pencere kenarına gitti. Demir alçak sesle Silviyo’nun duyamıyacağı şekilde;

“Ne yapıyorsun sen? elin adamını davet etmenin ne gereği var? parasını öderiz gider!”

“Ama kocacığım bu Türk dostuna bir kabalık etmek istmezsin herhalde”

“Bize Venedik hakkında bilgi verir, bilmediğimiz yerleri öğretir. Hem unutma bana söz vermiştin, bu seyahatte ben ne istersem yapacaktın. Benim canım bu yakışıklı erkekle sikişmek istiyor.”

Demir bunu duyunca kıpkırmızı oldu. Sen ne diyorsun gibi bir ifade ile Orospu Göknil Hanım’a dik dik baktı. En kadınsı sesi ve tavırlarıyla;

“Ama kamyoncuların dikizlemesi hoşuna gitmişti. Bu sefer beni sikişirken görmen daha da zevk verecek sana, inan bana erkeğim.”

“Pek ala, söz verdim bir kere, istediğini yapalım bakalım.”

İkisi birlikte Silviyo’nun yanına döndüler. Demir’in oda servisine söylediği kahveler geldi. Kahve ile birlikte süt gelmemişti. Oda servisini yapan gençten süt getirmesini istedi Orospu Göknil Hanım.

Sütü beklerken Demir ile Silviyo kahvelerini içmeye, sohbet etmeye başladılar. Biraz sonra Orospu Göknil Hanım Demir’e kaş göz işaretleri ile banyoya geçmesini söyledi. Demir artık karısına bir kere söz verdiği için pek canı istemese de banyoya geçti. Kapıyı aralık bıraktı. Odada olacakları merak ediyor izlemek istiyordu.

Demir ortalıktan kaybolunca Orospu Göknil Hanım ayağa kalktı, Silviyo’nun oturduğu koltuğun önüne geldi. Kısacık, siyah güllü pembe eteği tam bu yakışıklı erkeğin başı hizasında duruyordu. İçine külot giymemişti. Eteğini iki yandan çekip amını tabak gibi sundu. Gerekli sinyalleri almış olmasına rağmen Silviyo sormadan edemedi;

“Kocan ne der buna?”

“Sen onu merak etme, haberi var. Sen o büyük dilinle amımı yalamaya başla!”

Silviyo büyük bir zevkle önündeki amı yalamaya başladı. Kıvrak dilini o tatlı şeftalinin üzerinde dans ettiriyordu. Kürek çekmekten nasır tutmuş güçlü elleri ile Orospu Göknil Hanım’ın diri, yuvarlak, seksi götünü kavradı ve kalçasını ağzına doğru çekti. Artık o güzel amcığın içine dilini sokmuşken iç dudaklarını da emmeye başlamıştı. Orospu Göknil Hanım ise aldığı zevkle Silviyonun uzun güzel siyah saçlarını kavrayıp o becerikli dilin amının içine daha çok girmesi için başını kendine çekmeye başladı.

“Uufffff, oooohhhhh, İtalyan dili de ateşli ouyormuş.”

“Daha dur bakalım sen bir de İtalyan yarrağını gör bakalım, sürtük.”

Olanları kapı aralığından seyreden Demir’in siki de dimdik olmuştu. karısının başka bir erkek tarafından yalanan amından akan sular halıya nerdeyse yağmur damlaları gibi damlıyordu. Başlangıçta karısının düzülmesini setretmek fikri hoşuna gitmemişti ama Orospu Göknil Hanım’ın aldığı zevki görünce aklına yatmaya başlamıştı. Bir an için kendini Silviyo’nun yerine koyarak baktığında “demek ben de karımı sikerken böyle zevk alıyor” diye içinden geçirdi. Eğer bir yarak yerine iki yarak olursa demek iki katı zevk alır diye düşündü.

Bu sırada Silviyo ayağa kaltı, güçlü kolları ile Orospu Göknil Hanım’ı koltuk altlarından tutarak havaya kaldırdı ve sertçe yatağın üzerine attı, bacaklarını açarak üzerine çıktı. Bir yandan pantolonunun fermuarı çözdü, dışarıya fırlayan sikini ağzına verdi. Ağzını iyice açan Orospu Göknil Hanım kocasınınki kadar büyük ve kalın siki emmeye başladı. Aynı zamanda iki eli ile de Silviyo’nun taşakalarını avuçladı ve hafifçe bastırarak okşamaya başladı. Silviyo’da zevkten çıldırıyordu. “Türk orospusu işini biliyor” diye içinden geçirdi. Sikini sanki bir amın içindeymişçesine Orospu Göknil Hanım’ın ağzına sokup çıkartmaya başladı. Yarrağın kafası boğazına çarpıp çekildikçe “aaaayyyy ne muhteşem yarak o öyle!!! ooooohhhh daha fazla sok çıkart, sok çıkart!!” diye inliyordu.

Demir artık karımın zevkini arttırmak lazım diyerek odaya geri döndü. Silviyo’nun omuzuna dokunarak;

“Şimdi sen karımı bırak, sırt üstü yatağa yat” dedi.

Silviyo Demir’in dediğini yaparak sırt üstü yatağa yattı. Eski tip yüksek yatağın kenarından ayakları yere doğru sarkıyordu. Demir karısını yataktan aldı, yüzünü kendine doğru çevirterek götünü Silviyo’nun kalın damarlı sikine oturttu. götten yediği yarak önce biraz canını acıttı ama arkasından alacağı zevki düşünerek yarrağın üsütnde gidip gelmeye başladı. Demir de artık yatağa önden yaklaşıp sikini karısının amına soktu. Parçalarcasına bir harketle büstiyerini çıkarttı. İki göğsünü avuçladı ve mıncıklarken taşlaşmış uçlarını ısırmaya başladı.

Orospu Göknil Hanım zevkten çıldırmaya başlamıştı. götünde Silviyo’nun, amında Demir’in siki durmadan çalışıyordu. Bunun üzerine bir de kocasının göğüslerini hoyratça mıncıklaması eklenince daha fazla dayanamadı;

“AAAAAAhhhhhhhhhhh, yırtın, parçalayın, amımı, götümü, erkelerim benim” diye çığlıklar atmaya başladı. Artık daha fazla dayanamadı ve gelmeye başladı. Amı ve götü zevkten titrerken Silviyo ve Demir’in de geldiklerini fark etti. Her ikisinin de dölleri iş gördükleri deliklerden dışarıya taşmaya başlamıştı. Kendi suları ile birlikte karışan döller, Orospu Göknil Hanım’ın bacaklarının arasından nehir gibi akıyordu. Üçü birden yatağın üzerine yığıldılar.

“Teşekkür ederim Silviyo, karıma bu zevki tattırmama yardımcı olduğun için.”

“Esas benim için zevkti karın gibi bir orospuyu sikmek. Ben teşekkür ederim benimle paylaştığın için.”

“Hayatım sen ne diyorsun? çift yarak yemek senin de hoşuna gitti mi?”

“Evet kocacığım, harikaydı ama bir deliğim boş kaldı” diye kıkırdadı Orospu Göknil Hanım.

“Amma doymaz kaltaksın ya! olsa üçüncü yarrağıda yiyecektin demek?” dedi Demir.

Tam o sırada odanın kapısı çaldı. Oda servisi sütü getirmişti. İçlerinde en düzgün durumda Silviyo olduğu için kapıya doğru o gitti. Orospu Göknil Hanım arkasından seslendi;

“Silviyo o genci içeri alsana. Tam istediğim gibi olacak üç delik üç yarak.”

“Tabi sen nasıl istersen. Kocan da okey derse neden olmasın?”

“Battı balık yan gider, karım istiyorsa neden olmasın?” diye onayladı Demir.

İçeri giren genç sütü masaya bırakırken Silviyo güzel bir bahşiş verdi ve İtalyanca birşeyler söylemeye başladı. Orospu Göknil Hanım 20-22 yaşlarındaki, sarı saçlı, açık renk gözlü bu gençi gözleri ile yiyip bitirirken Demir’e “siki senin ve Silviyo’nunki kadar büyük değil galiba ama sik siktir. Onunkini ağzıma alacağım hayatım”dedi. Silviyo gençle konuşmasını bitirince;

“Bu gencin adı Mario. Bizimle birlikte seni sikmekten memnuniyet duyacağını söyledi.”

“Ona söyle lütfen sen ve kocam beni önden arkadan sikerken yarağını ağzıma almak istiyorum.”

Orospu Göknil Hanım Mario’nun yanına sokularak onu soymaya başladı. Üzerinde üniforma olduğu için çırılçıplak kalması biraz vakit aldı. Demir ve Silviyo bu vakti değerlendirerek Orospu Göknil Hanım’ın üzerindeki yarı parçalanmış bütün giyisileri çıkarttılar. Orospu Göknil Hanım dudaklarına doğru yumulup, sivri tırnaklarını Mario’nun kılsız diri göğsüne batırarak mıncıklamaya başladı. Mario’da ona sarılıp karşılık vermeye başladı. Bu arada vücudunun her yerinde dört el daha dolaşıyordu. Hangisi kimin eli farkedemiyordu ama saçlarından, bacaklarına amından göğüslerine her tarafında dolaşan bu eller sırılsıklam olmasına yetmişti bile. Kendini tam bir fahişe gibi hissediyordu.

“Biraz da ben sizi azdırayım, yarım daire şeklinde önümde dizilin bakayım.”

Erkekler söylenileni yapınca Orospu Göknil hanım dizlerinin üzerinde yere oturdu. Tam karşısında üç tane kalkmış sik duruyordu. Sol ve sağ eline Silviyo ile Demir’in sikini aldı. Mario’nunki de tam karşısında duruyordu. Onu da hemen ağzına alıp emmeye başladı. Arada sikin üstüne tükürüp tekrar ağzına alıyordu. Mario’nun siki tamamen kaygan hale geldi. Sıra diğerlerinde diyerek ayni işlemi kocasının ve Silviyo’nun siklerine de uyguladı. Artık çıldıracak gibi olmuştu. Kimin siki nerede farkına varamaz hale gelmişti. Bir sik kulağına çarparken diğeri gözüne çarpıyor, üçüncüsü ise burnuna sürtünüyordu.

“Hadi artık beni sikin!!! Kocacığım bu sefer sen arkadan, Silviyo önden lütfen.”

Demir denimki sikişerindeki Silviyo’nun pozisyonunu alarak yatağın kenarında sırt üstü yattı. Orospu Göknil Hanım üzerine çıkıp götünü kocasının sikine yerleştirdi. Silviyo ise önden amına girdi. Mario ise yatağın üzerine çıkıp Orospu Göknil Hanım’ın başını bacaklarının arasına alıp sikini ağzına verdi. Artık iş çığrından çıkmıştı. Bu üç yakışıklı erkek siklerini bu güzel fahişenin üç deliğine hiç durmadan sokup çıkartmaya başladılar.

“OOOOFFFFFF , bu ne güzel sikiş, Aaaahhhhh!!! , Hhıııııııım!!!! hiç bitmesin, beni hep böyle sikin.” diye sarsılarak gelmeye başladı. arzusu yerine gelmiş her deliğine bir yarak girmişti ayni anda. Erkeklerde kısa aralıklarla geldiler. Vücudundaki döller, bir kısmı deliklerin içinde bir kısmı dışına bulaşmış şekilde, Orospu Göknil Hanım’a nasıl da bir kaltak olduğunu hissettiriyordu.

Sikişten sonra Mario mesaisinin bitmediğini söyleyerek giyindi ve işinin başına döndü. Silviyo ise isterlerse kalabileceğini söyleyince, Demir ve Orospu Göknil Hanım bir ağızdan:

“Tabi ki kal Silviyo çok iyi olur.”

Silviyo da bu cevabı bekliyordu. “Seve seve kalırım” dedi. O gece ve tatilin diğer günlerinde bu azgın çifte İtalyan misafirperverliğini gösterdi. sabahları şehri gezdirdi akşamları yatakta hizmet verdi onlara. Ayrılma vakti gelince Silviyo’yu Türkiye’ye davet ettiler. O da mutlaka geleceğini söyledi.

Ertesi sabah erkenden arabalarına binip havaalanına gittiler. Uçakta geri dönerken Demir;

“Hayatım, tatilimiz iyi geçti değil mi?

“Ah evet şekerim. Harika bir tatildi. Hele benim istediklerimi yapıp Silviyo ile yaşadıklarımızı hiç bir zaman unutmayacağım”

“Ben de sana böyle bir deneyimi yaşama fikrini verdiğin için çok teşekkür ederim bir tanem.”

the sex factor